Kalkan’ın dar sokaklarında, Akbel sırtlarından inip Kışla Caddesi’ne varana kadar adımlarım hiç acele etmez. Çünkü her adımda vücudumun kıvrımları, ince bir yaz havasında daha da belirginleşir. Ortaalan’dan geçerken Akdeniz’in tuzlu kokusu tenime yapışır; o tuzlu dokunuş, tenimin her santimini daha da duyarlı kılar. Kalamar Koyu’nun gizli koyaklarında, ay ışığı altında çıplak omuzlarımı saran esinti, tenimi ürpertir.
Marina’nın loş ışıklarında, tekne direkleri arasında ağır ağır ilerlerken, kalçamın her sallanışıyla davetimi daha da açığa vururum. Kaputaş Plajı’nın ince kumunda çıplak ayak izlerim kalır; sen o izleri takip ederken ben de seni takip ederim. Adımın her adımında, kasıklarımın sıcaklığı, ıslaklığı artar. Seni karşıma aldığımda, dudaklarım ıslak ve dolgun, bacaklarım aralık; tüm vücudum seni davet eder. Rus tenimin yumuşaklığı, teninin sertliğiyle birleştiğinde, aramızdaki ateş bir anda yükselir.
Saatler ilerlerken, inlemelerim ve senin nefesin birl…
